Site icon İyimser Psikoloji

Evlilik Sorunları

evlilik-sorunlari

evlilik-sorunlari

İlişki de evlilik de zor şeyler. Belki de bu nedenle son on yılda TÜİK verilerine göre boşanmalar %29 arttı. Artık daha zor evleniyor ve daha kolay boşanıyoruz. 

Peki neden böyle? Ülkemizde pek çok kurum gibi evlilik kurumu da sağlıksız. Öncesinde zaten tanışmalar, flörtler, ilişkiler sağlıksız. Bir ilişkiyi kurmak ve devam ettirmek için gereken problem çözme becerileri, iletişim becerileri, stres yönetimi ve öfke denetimi gibi alanlarda da milletçe pek parlak durumda olmadığımız ortada. Bunu görmek için ille evliliklere bakmak da gerekmiyor. Sokaklara, trafiğe, stadyumlara, siyasete, gazete başlıklarına bir göz atmak yeterli olur. 

Hal böyle olunca da büyük beklentiler ve yoğun kimyasal aldatmaca (feromonlar) altında verilen evlilik kararları maalesef hakarete varan sözlerle, nesiller boyu süren fiziksel ve psikolojik travmalarla son buluyor.

Öncelikle bizde evlilikler iki kişiyle yapılmıyor. Yüz kişi bir aileden yüz kişi diğer aileden olmak üzere yaklaşık iki yüz kişi evleniyor. Evliliğin ilk yılları sadece iki kişi evlense bile zordur. Güç çatışmaları, görev ve sorumlulukların yerli yerine oturması, cinsel uyum zorlukları vb şeyler genç çifti yorar. Durum böyle iken bir de hariçteki iki yüz kişi evliliğe müdahil olmaya çalışınca yandı gülüm keten helva. Annemin dayısıgiller düğünde sizin ailenin tavırlarını tuhaf bulmuşlar☺

Sadece evlilik değil, tüm ilişkiler özen ister. Konfüçyüs, eşinize misafirinizmiş gibi davranın der bunu anlatmak için. Ama zaman içinde bu özen maalesef gösterilemiyor. Tam tersine, dışarıdaki hayatın zorluklarından doğan yorgunluk ve bıkkınlık evde özensizce giderilmeye çalışılıyor.  Kelimeler özenli seçilmiyor, jestler-mimikler özensizleşiyor ve böyle böyle olumsuz ilişki hafızası besleniyor. Bu hafıza zaman içinde iyice dolunca ise çiftler olumlu bir şey düşünemez ve yapamaz hale geliyorlar. Sonuç: yuvanın hazin bir şekilde dağılması☹

Bir sorunumuz da toplumsal cinsiyet rolleri. Yani, erkek dediğin şunu yapar, kadın dediğin bunu yapar durumları. Ülkemizde Erdal Atabek hocamızın da hep vurguladığı gibi “abartılmış erkeklik bastırılmış kadınlık” rolleri devam ediyor ve cinsiyetlere dayanan bu şablon patladı. Erkek kendisine tanınan ayrıcalıkları yıllardır hoyratça kullandı; kadına biçilen elbise ise ona dar geliyor. Değerlerin çok hızlı değiştiği aşırı etkileşimli ve global dünyada geleneksel cinsiyet rolleriyle modern ilişkileri sürdürmeye çalışmak neredeyse imkansız hale geldi. Zaten artan boşanma oranları da bize bunu açıklıyor. 

Bir başka problem alanımız da çocuk yetiştirme konusu. Aileye huzur getirmesi umulan çocuk daha doğumuyla yeni bir sorun kaynağı olabiliyor. 

İsim konusu çözüldü diyelim. Peki bütün olumlu özellikleri bize, olumsuz özellikleri ise diğer tarafa benzeyen bu çocuk nasıl yetiştirilecek☺ Ona yaklaşım ne olmalı? Ebeveynler onun yetiştirilmesi sürecinde tutarlı ve net olabilecekler mi? Umarım bunları başarabilirler☺

İç içe geçmiş iki halka hayal edin. Ve bu halkanın kesişen bir alanı da olsun. Şimdi bu iç içe geçmiş halkayı düşünerek ilerleyelim. Halkanın kesişmeyen kısmı eşlerin kendi başlarına doldurdukları alan olmalı. İşleri, hobileri, sosyallikleri vb. Kesişen alan ise çiftlerin ortak alanı, ortak ilgileri, faaliyetleri, zevkleri vb olmalı. Pek çok çiftte evlenince her şeyi birlikte yapmalıyız diye bir beklenti oluyor. Bu şekilde girişilen ilişki de zamanla eşlerin birbirine yapışmasına, birbirini boğmasına ve ilişkinin yıpranmasına yol açıyor. Simbiyotik ilişkiler doğuyor. Sonuç: hüsran.

Evlilik yaşamının bu ve benzeri pek çok sorunu var. Kaliteli bir birliktelik yolunda yaşayacağınız her türlü sorunda iyimserpsikoloji ekibi olarak tüm bilgi birikimimizle yanınızdayız.

Ve biz yine iyimseriz. Sorunlardan evliliklerden daha büyük değil. Sağlıklı bir ilişki sağlıklı bireylerle mümkündür. Gelin harika bir evliliğin ilkelerini konuşalım. Biz destek için tüm iyimserliğimizle hazırız☺

Exit mobile version